| ||||||||||
| ||||||||||
|
ÖNEMLİ LİNKLER HABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLARHABER ARA |
G8/G20NİN NÎMETLERİ (!)
09 Temmuz 2010, 01:42 G8/G20 zirvesi Kanadanın en büyük şehri olan Torontoda yapıldı. Hafta sonu için burası bir kale hâline getirildi. Toronto burada ikâmet etmeğe mecbûr olan 20.000 (yazı ile yirmi bin) kadar devletlû, delege ve gazeteci ile göstericilere hedef oldu. Şehrin umûma kapanan merkezinde polis arabaları yakıldı, cam çerçeve indirildi filan. Bütün bu curcuna için de 1.2 milyar dolar harcandı. Ama asıl tahrîbat zirve sebebiyle şehir merkezinde St. George Üniversitesinin kampüsünün ve CN Kulesinin kapatılması, tiyatro seyircilerine ‘gelmeyin’ denilmesi, banka ve finans firmalarının faâliyetlerini şehir merkezi dışındaki şubelerine taşımaları, bazı müesseselerin çalışanlarına evde kalmalarını emretmeleri dolayısı ile yaşandı. Buradaki genel kanaate göre bu gibi toplantılar bir işe yarasalardı insanlar bu eziyete kısa bir müddet için katlanabilirlerdi. Şimdi herkes kendine “Yâhu, dünyânın kaderi 20 ülkeden gelecek olan liderin birbirleriyle çan çan edip sonunda âile fotoğrafı çektirmesine mi bağlı” diye soruyor. Bilindiği üzere bu toplantılar 1973de George Schultz Amerikan mâliye bakanı iken başladı. Schultz, Almanya, Fransa ve İngiltere mâliye bakanlarını uluslararası paranın ne durumda olduğunu tartışmak üzere yemeğe dâvet etmiş, ertesi sene bu guruba Japonya dâhil edilmiş ve böylece G5 doğmuştu. 1975de Fransada yapılan toplantıya İtalya da dâvet edilmiş ve G5 G6 olmuştu. Başkan Gerald Ford zamânında Avrupa ülkeleri yüzdesini azaltmak için 1976da Kanada da kulübe dâhil edilmişti. Bir yıl sonra Japonyada toplanıldığında 7 ülkede kalınmasına karar kılınmış ve yıllarca bu 7 ülkelere yenisi eklenmemişti. Ülkeler biraraya gelip müşterek problemleri müzâkere ediyorlar ve bunlara hal çâreleri arıyorlardı. 1979da petrol fiyatlarını kontrol, 1985de doların değerini düşürme (Plaza Accord), 1999da Kosova hakkındaki müşterek beyânat gibi faâliyetlerde ülke sayısı az olduğundan güçlük çekilmiyordu. Bu ülkeleri birbirlerine bağlayan değerler arasında ilk sırayı serbest piyasa ve demokrasiye olan bağlılık almaktaydılar. Bu toplantıların mâliyeti de azdı. 1981de Kanadanın ev sâhipliğini yaptığı Château Montebello toplantısı hepi topu 5.5 milyon dolara patlamıştı. Sovyetler Birliğinin yıkılmasından sonra Rusya da iştirâke dâvet edilince ülke sayısı 8e çıkmış ve G8 doğmuştu. 2003-2006 yılları arasında Kanada Başbakanı olan Paul Martinin gayretiyle kulübe üye olan ülke sayısı peyderpey 20ye çıkarıldı ve G8in yerini uluslararası ekonomik işbirliği câmiâsı G20 aldı. Bu yeni gurupta dünyânın ikinci büyük ekonomisine sâhip olan Çin ve bütün bölgelerin ekonomisi kuvvetli veyâ kuvvetlenmekte olan ülkeleri, Türkiye, Suûdî Arabistan,Güney Afrika, Hindistan, Brezilya ve İndonezya var. Ama bir de şunu göz önünde tutmak lâzım: İş bu 20 ülkeyle bitmiyor. İspanya, Malawi, Hollanda, Viyetnam ve Etiyopya üye olmamakla birlikte toplantıya katıldılar. Avrupa Birliği ise zâten dâimî üye. Buna Dünyâ Bankası, IMF ve Avrupa Merkez Bankası başkanlarını da katınca üye sayısı ister istemez çoğalmakta ve dolayısı ile zirvenin başarıya ulaşma oranı aşağı çekilmekte. Buna toplantıya katılanların konaklamasını, güvenliklerinin sağlanmasını da katınca herkesin kabullenebileceği sonuçlara ulaşmanın zorluğu kendiliğinden ortaya çıkar. İlk yıllarda G20nin elde ettiği başarılar elbette inkâr edilemez, fakat bunu bu tarz zirvelerin yeniliğine yormak sanırım isâbetli olacaktır. Yorumlar zaman içinde G20nin seyyâr ve artık kemikleşmiş olan bir Birleşmiş Milletlere dönmesinden dem vuruyor. Kaldı ki G20nin yeni üyelerinin problemleriyle diyelim Avrupa Birliğinin bütçe açığı gibi problemleri birbirleriyle örtüşmekten çok uzak. Aslına bakılırsa uluslararası diplomasi ve finans kararları bu ve benzeri liderler toplantısında alınmıyor. G20 bildirisi maliye bakanları ve bankacıların toplandığı Güney Korenin Busan şehrinde kaleme alındı. Yâni sessizce toplanan küçük bir grup gerekli kararları alabiliyorsa, o zaman Toronto ve benzeri büyük şehirlerde milyarlara patlayan toplantılara ne gerek kalıyor diye merak ediyor herkes. Sâdece toplantının sonunda o meşhûr âile fotoğrafını çektirmek için mi? Dünyâ bankalar krizi patladığı zaman alınan önlemlerin arkasında G20 ülkeleri değil, teknik olarak artık mevcûd olmayan G7 mâliye bakanları duruyorlardı. Elbette ekonomileri güçlenmekte olan Hindistan, Çin, Brezilya gibi ülkelerin bu gibi toplantılarda söz sâhibi olmalarına îtirâz edilemez, hele Avrupa ve Amerikanın gırtlaklarına kadar mâlî bir kriz içinde bulundukları bir sırada uluslararası ekonomik stabilite ve büyüme için bu ülkelere ihtiyâc olduğu bir zamanda. Dünyâda artık dengelerin değiştiği de bir gerçek. Dolayısı ile bu seyyâr sirkler gibi her yıl başka bir ülkeye taşınan zirvelerin ne dereceye kadar pratik olduğu sorusu cevap bekliyor. Türkiye G20 zirvesinin iki veyâ üç yıl sonra Türkiyede yapılmasına tâlip olmuş. Münâsiptir. Zâten para bol, bir iki milyar dolar da bir işe yaramayan bir toplantıya harcanmış, ne yazar; eh, tâhrîbât desen her gün şehîd olan askerler sâyesinde asgârî hadde indirilmiş; eğer zirve Istanbulda yapılırsa (Diyarbakırda yapılacak değil ya!) güvenlik için kapanacak bölgelerdeki ekonomik zarar ve civardaki gösterilerde meydana gelecek olan hasar da cabası olur. Birkaç milyon dolar da oradan ekleyin harcamalara. Ben olsam önümüzdeki dünyâ kupasına denk getirirdim Türkiyedeki zirveyi. Maç seyrediyorum mâzeretiyle Amerikan Başkanını bir saat kadar bekletmenin de tadına doyulmazdı essahtan. Tabiî o zamana kadar Amerikan Başkanını bekletebilecek belkemiği olan bir başbakanımız olursa ! Hayal bu ya! Bu haber 223 defa okunmuştur.
|
SUSURLUK DOSYASI ABD'NİN TÜRKİYE EMELİ KÜRT DOSYASI MEGOLA İDEA 12 EYLÜL GERÇEĞİ
|
||||||||
|
Atak Ajans Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||